Hikaye 1 – Hafiye

Evlilik maceralarının başlangıcı takdir edersiniz ki evlilik zamanınızın geldiğine kanaat getirmenize tekabül eder. Benim de zamanımın geldiğine kanaat getirmem okulumu bitirip, işe girip askerliği de hallettikten sonraki döneme denk geliyor. Okul, iş, askerlik gibi ön koşulları malesef geleneksel algımızın bir sonucu olarak benimsemiştim. Bu tarz ön koşulların evliliğe engel olmasına sonuna kadar karşıyım, bugün geldiğim noktada ön koşul koymanın ne derece yanlış olduğunu çok iyi anlıyorum. Ama yolun başındayken işlerin nasıl yürüdüğünü bilmediğimden yanlış düşüncelere sahiptim. Hatta daha ilk adımı bile atmadan talihsiz bir şekilde kendime zaman hedefi bile koymuştum. Hedef koymamın arkasındaki sebeplerin başında yıllardır içime işlemiş yalnızlık virüsünün etkisi geliyordu, sonrasında aile baskısı, toplumsal statü, biyolojik nedenler vesaire geliyordu. Mevzuyu öyle abartmıştım ki askere giderken arkadaşlarıma “Eğer askerden döndükten sonra 1 yıl içerisinde evlenebileceğim bir hatun bulamamış olursam, kamu yararına üstüme kireç döküp beni gömün” şeklinde bir vasiyet bile bırakmıştım. İşin şakası bir yana asker dönüşü en hızlı tarafından hayırlısıyla evlenip çoluğa çocuğa karışmak istiyordum, ciddi manada. Tabi yıllarca sürecek olaylar silsilesinin daha ilk adımında olduğumun farkında değildim.

Vasiyetimdeki kötü sona uğramamak için asker dönüşü evlilik adayı arama çalışmalarına hemen başladık. Evlilik çalışmalarında en çok güvendiğim, amiral gemim, muhterem validem idi. Kendisi bana güzel hayırlı bir hanım kız bulur, onunla evlenir, mutlu mesut yaşar giderim diye düşünüyordum. Asker dönüşü henüz bir ay geçmişti ki validem güvenimi boşa çıkarmayarak hemen bir aday hanım kız buluvermişti. Hanım kızın annesini sohbet ortamlarından tanıyordu, aileyi ve kızımızı yarım yamalak da olsa soruşturmuştu. Annem kızı görmemişti ama genel hatlarıyla tarif edebilecek kadar soruşturmuştu. Aday kızımız 21-22 yaşlarındaymış, zarif bir fiziğe sahip, renkli gözlü, beyaz tenli bir kızmış. Normalde 20 li yaşların başında Üniversite öğrencisi olması gerekiyordu ama kaçıncı sınıf olduğunu annem tam olarak öğrenememişti. Öğrenemediği birşey daha vardı o da ismiydi. Görüşme ile ilgili girişimde bulunmadan önce hanım kızın resmini görmek istiyordum. Validemden en azından bir tane fotoğrafını bulmasını istedim ama nedense pek bir isteksiz davrandı. Neden böyle davrandığına anlam veremedim ve hatta annem “O kadar internet biliyosun ara bul işte! ” bile dedi. İnternetten herşeyin bulunabileceğini düşünen ebeveyn yaklaşımı sergiliyordu diye düşünmüştüm ama işin aslı annem çekingenlik yapıyordu. Diğer taraftan çok da haksız sayılmazdı zira meslek taassubundan internet aleminin derin dehlizlerinden kayda değer şeyler bulabilecek kabiliyetteydim. Ama aradığım kişinin ismini bile bilmiyordum nasıl olacaktı ki? Neyse ki annem kızın babasının ismini söylemişti. Önce babasını, babasından, kardeşlerini, kardeşlerinden ise kızımızı zor da olsa bulmuştum. İsmi Berfuydu ama maalesef sosyal medya hesabında resmi yoktu, tek tek bulabildiğim arkadaşlarının hesaplarını açıkçası biraz hayal kırıklığına uğradım.Biraz daha araştırma yaparak Berfu’nun okulunu, bölümünü, Meslek Etiği dersinden aldığı notları bularak son sınıfta olduğunu öğrenebildim. Daha önemlisi mezuniyet tarihini yerini saatini bile bulmuştum. 2 hafta sonra, mezuniyet töreninde Berfu’yu canlı canlı görme fırsatım vardı.

Berfu’yu görme operasyonu için, Üniversiteye giriş izinlerini tanıdıklarım vasıtasıyla halletmiştim ayrıca Berfu’nun fotoğraflarını çekmek için de bir tane zoom lensli Nikon N90 fotoğraf makinası ödünç almıştım arkadaşımdan. Tören günü geldiğinde başlama saatinden yarım saat önce mezuniyet töreninin yapılacağı alana gitmiştim. Genişçe bir alanın ortasında devasa bir amfi mezuniyet töreni için düzenlenmişti. Her bölüm için ayrı yerler ayrılmış üst kısımlar ise mezun yakınlarına bırakılmıştı. Fotoğraf makinamla hemen Berfu’nun mezun olduğu bölümdekilerin oturacağı yere göre en iyi açılı noktaya konuşlandım. Yalnız mezunlar amfideki yerlerini alana kadar kızı hiç görmediğim için, tesettürlü bi dünya arkadaşın resmini çektim. Gerçekten garip bir durumdu, acaba bu mu şu mu diye insanların fotografını çekmek… Heyecandan ne yaptığımı bilmiyordum resmen. Derken törenin başlama saati geldi, herkes yerine oturdu ve ben sonunda doğru kızı sonunda buldum. Bulunduğum mesafeden çıplak gözle görmem mümkün değildi, hemen bir iki fotoğrafını çektim, yakınlaştırıp baktım. “Berfu”… kendisi de ismi gibiydi; kar tanesi kadar zarif, kar tanesi kadar beyaz ve buz mavisi gözleri…

Tören boyunca Berfu’yu izledim, tabi bunun yanında mezuniyet konuşmalarını dinledim, plaket takdimlerini, bütün fakültenin diploma almasını da izledim. Derken sonunda kepler fırlatıldı, amfiden çıkıldı, herkes ailesiyle sarılmalar fotoğraf çektirmeler vesaire. Ben mi? Ben tabi ki takipteyim. Aile fertleriyle ve yakın arkadaşlarla sarılma faslı biter bitmez Berfu kızımımızın telefonuna bir mesaj geldi, göz ucuyla baktı ve izin isteyip ailesinden ayrıldı. Kalabalığın içerisinde ilerlerken ben yine takipteydim. Berfu bir süre sonra durdu ve yeni mezun olduğu belli nurcu tipli bir elemanla ayak üstü iki kelam ettiler. Hemen sonra kalabalığın arasından sakallı, yaka bağır açık bir vatandaş kıza tabiri caizse  “Ce e” yaptı. Berfu bir an panikledi, ne yapacağını bilemedi ailesinin yanına gitmek üzere arkasını döndü ve o anda objektifimle göz göze geldi ben de deklanşöre bastım. Türk erkeği sezgilerim bu olaydan fazlasıyla kıllanmama sebep oldu. Ama yine de umutlarımı canlı tutmaya devam ettim. Sonrasında Berfu ailesinin yanına döndü bir süre konuştuktan sonra bir iki arkadaşıyla ailesinin yanından ayrıldı.

Berfunun anne ve babası otoparka yöneldiler ben de onlarla birlikte arabama kadar yürüdüm. Sonuçta beni hiç görmemişlerdi tanımıyorlardı. Bir süre beraber yürüdükten sonra arabalarımıza bindik. “Berfu’yu güzel kızmış ama konuştuğu tipler kimdi acaba” şeklideki düşüncelerle aheste aheste yola koyuldum. Üniversitenin çıkışına giden yol uzun ve ıssızdı, düşücelere dalmış bir şekilde çıkışa doğru sürüyordum. Sonra sol tarafıma bir araba yaklaştı kafamı çevirdim, Berfu ve bi cümle ailesi yandaki arabanın içindeydi. Hızımı onların hızına göre ayarladım ve neredeyse bir dakika kadar kadar yan yana gittik. Ne de olsa beni tanımıyorlardı ki.

Daha sonra eve geldim ve anneme yaşadıklarımı ayrıntılı olarak anlattım. Annem hiç konuşmadan dinledi ve dedi ki:

–  Sen askerdeyken ben kızın annesine senin resmini gösterdiydim yani annesi seni biliyor. Hatta bizim arabayla onların evine gittim güvenliğe plakamızı vermişlerdi yani arabayı da biliyorlar.

Ben okadar y

Sonraki safhalarda annem üzerinden kıza talip olma faslı çeşitli bahaneler sonrası kızın dedesine teyzesine beni zorla evlendirmek istiyorlar ama ben istemiyom diye ağlamasıyla son buldu. Kızın ailesinin beni şiddetle istemesine rağmen. Derken aradan 1 ay geçti ve hatun kişi üniversiteden sevgilisi ile nişanlandı. ilk yıkımımı ilk denememde yaşamış olmak pek hoş olmadı ama vizyonumu açarak gelecekte karşılaşacaklarıma bir nebze olsun ışık tuttu.

dipnot, Allah ın işi bizim şirkette kendisiyle bir iki defa karşılaştık, kendisini kesen bu karizmatik erkeği neren tanıdığını çıkaramadığını belli eden bakışlarını unutamıyorum, çok güzel gözleri vardı zira.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir