Görücü Usulü Görüşme Rehberi – 2.Bölüm “Söz”

Yine “uzun zamandır yazmıyorum” diye söze başlıyorum ve yine bekarım, yine yalnız… Kendi adıma hiç hoş bir durum değil ama üzülüp kahrolup kendimi daha da hoş olmayan bir duruma sokmaktansa, tecrübelerimi paylaşmaya devam edersem çok daha güzel olur diye düşünüyorum. Sahi evlilik konusunda başarısız bir adamın tavsiyeleri veya kestiği ahkamlar ne kadar işe yarar bilmiyorum. En azından neler yapılmaması gerektiği konusunda baya bilgi sahibi olduğumu düşünüyor ve bu konuda kendimi söz sahibi sayıyorum. Yapılmaması gerekenleri yapmadığınızda belki de başarılı olursunuz kim bilir, benden yazması, sizden okuması 🙂

Sık sık tekrarladığım bir cümle var; “insan ilişkileri benzersiz şekilde kendine özgüdür.” Buna göre yapılan her genelleme boşluğa savrulan bir kaç sözden öteye gitmemeli. Gelgelelim beklenmedik şekilde genellemelerimin insanlar üzerindeki tezahür ettiğini gözlerimle görüyorum. Bu seferki genellemelerim de gördüğüm, şahit olduğum, yaşadığım şeylerden birkaç kupledir efendim.

Görücü usulü, tavsiye üzerine yapılan görüşmeler öncesi akla ilk gelen şeylerden biri “Ne konuşacağız?” oluyor. Yabancı birisiyle ne konuşulabilir ki? Hem de evlenmek gibi net bir niyetle görüşürken. Kısıtlı bir zaman diliminde kendini nasıl ifade edebilir insan? Daha da önemlisi potansiyel eş adayını konuşarak nasıl tanıyabilir? Ya heyecanlanırda saçmalarsa ne olur? Ya yanlış bişey söylerse? Bu sorular bu zamanda yaşayan bizim gibi insanların aklında dönüp durur, vehim olur, çekingenlik olur, korkaklık olur, kaçmak olur, olur da olur… Eğer bu yazıyı okuyorsanız zaten bu soru işaretlerinizi gidermek için çabalıyorsunuz demektir. Çok da iyi yapıyorsunuz en azından korkup kaçmaktan daha iyi bir şey 🙂

Peki konuşulacak şeylerle ilgili çekinceler tamamen manasız mıdır? Boşuna mı kuruntu yapıyoruz acaba? Cevap net; tabi ki haklılık payımız var. Atalarımız boşuna dememiş “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” diye. Ağzımızdan çıkan her söz aslında hayatımızın her noktasında çok önemli bir yere sahip. İnsanların bizler hakkındaki düşünceleri ,davranışları, yargıları gibi şeylerin hemen hepsi söylediklerimizden ciddi şekilde etkilenir. Bu yüzden görücü usulü görüşmelerdeki konuşmalarımız da karşı tarafın bizim hakkındaki düşüncelerini şekillendirir. Bu uzun girizgahtan sonra artık başlayalım.

1- Heyecanlanmak insanın sözlerini, sesini, hareketlerini, bakışlarını ve benzeri hemen herşeyini etkiler. “Ben heyecanımı belli etmem” diyen insan yalan söylüyordur, o derece. Belli etmemeyi beceremeyeceğimize göre heyecanımızı bir nebze olsun yenmeyi, etkilerini azaltmayı öğrenmeliyiz. Ben genelde kendimi telkin ederek kontrollü davranmaya çalışırım. Mesela içine düşebileceğim en kötü durumu düşünüp sonucunda ne olabileceğini düşünürüm. En fazla ne olabilir ki rezil mi olurum? Kime? Neden? Ne kadar süre boyunca? Bu soruları net bir şekilde kendime sorunca kaybedeceklerimin pek de önemli olmadığını anlarım. Heyecanımı tamamen yenemesem de kontrollü olmak adına bana destek olur. Heyecanını kontrol etmeye çalışmasına rağmen konuşurken saçmaladığı olmaz mı insanın? Olabilir tabi, oluyor da. Asıl mesele saçmaladığınızda nasıl tepki verdiğiniz. “Offf çok saçmaladım normalde böyle değilimdir özür dilerim” gibi şeyler söylemenizi tavsiye etmem. Heyecandan böyle saçmaladığınızı açık olarak söyleyebilir veya benim zaman zaman tercih ettiğim gibi geyiğe de vurabilirsiniz. Sonuçta karşınızdaki, öküz değilse, heyecanınızı gözlemlemiş ve saçmalama sebebinizin heyecanınız olduğunu anlamıştır. Karşınızdaki bu durumun gayet normal bir durum olduğunun farkında olacaktır. Siz de heyecanlanmanın normal olduğunun farkında olmaya çalışın.

2- Tanımadığın biriyle hangi konuda konuşulur? Evlilik maksadıyla görüştüğünüz için elbette evlilik konusunda konuşacaksınız değil mi? Değil 🙂 Genelde tercih meselesi olsa da, ilk görüşmelerde evlilik konusunun bodozlama konuşulmasını şahsen pek sağlıklı bulmuyorum. Tamam evlilik niyetiyle görüşüyoruz da, bir dur bakalım, kimsin, kimlerdensin, nasıl bir karaktersin, sohbet edilebilen, uyumlu bir insan mısın, eğlenceli misin, hödük müsün? İlk önce böyle şeyleri görmek bence çok önemli. Yoksa ilk çocuğu ne zaman planlayacağınız, mihri ne kadar istediğiniz veya çalışmaya izin verilip verilmeyeceği gibi şeyler, bir odunla evlendiğiniz zaman veya erkek kardeşlerim için ruh hastası bir hatun kişi ile evlendiğiniz zaman gerçekten anlamsız detaylar olurlar. Peki o zaman hangi konulardan konuşacağız? Naçizane tavsiyem kişisel özellikleriniz ve yakın çevreniz ile ilgili konuları seçmenizdir. Hal hatır sorma ve kendini tanıtma faslı ile başlayan muhabbette; işten, okuldan, aileden, arkadaşlardan, hobilerden, gezdiğiniz gördüğünüz yerlerden sevdiğiniz şeylere kadar bir çok konuda konuşabilirsiniz. Tecrübelerime göre siyaset, cemaat, ideoloji vb konulara girmememlisiniz. Daha ilk görüşmeden gerginlik oluşabiliyor ve işler birden istemediğiniz şekilde kontrolden çıkabiliyor. Karşınızdaki insanın hassasiyetlerini anlamadan sakın olaki derin mevzulara girmeyin. Ama tabi namazını kılıp kılmadığını kötü alışkanlıklarını veya daha önceki ilişki durumlarını sormaktan çekinmeyin. Bunlar evlilikle ilgili konulara doğrudan girmiyor.

Peki doğrudan evlilikle ilgili konuları ne zaman konuşacağız? Bu sizin ve karşınızdaki insanın durumuna bağlı aslında. Kaç defa görüşebileceksiniz? Ailelerinizin görüşmenizden beklentisi nedir? Çok önemli bir kriteriniz var mı? gibi şeylere göre evlilik bahsini açabilir veya açmazsınız. Bu konuyu açacağınız zaman da “Evlilikten beklentiniz nedir? ” gibi net sorularla açılış yapabilir veya “Hayalinizdeki evlilik, hayalinizdeki eş nasıl?” gibi çok daha tuzak sorular sorabilirsiniz. Sonrasında muhabbetin gidişatına göre aklınızdaki sorulara geçersiniz. Konuyu biraz daha açmak adına sizinle kısa bir anımı paylaşayım. Bir defasında görüştüğüm hanım kız çantasından pembe bir not defteri ve bir kalem çıkartıp evlilikle ilgili soruların ardı ardına sormuştu. Gerçekten çok komik ve aslında bence kabul edilemez bir davranıştı ama zaten hanım kızın bir dünya saçmalığına katlandığım için buna da katlanmam konusunda kendimi sakinleştirmiştim. İlk defa oturup görüştüğün bir insanın; evlendikten sonra 1 sene boyunca çocuk düşünmüyorum senin için de okey mi? Ben maaşımı tamamen senin kontrolüne vermem senin için uygun mu? Haftada iki defa annemlere yemeğe gideriz ne diyorsun? gibi sorular sorup elindeki defterine notlar alması gerçekten irite edici oluyor. Yani bu tarz şeyler önemli tamam da bi sonraki seviyede konuşulması gereken şeyler. Kaldı ki hatun kişilerin evlendikten önce kestiği ahkamların koyduğu kuralların evlendikten sonra sanki hiç söylenmemiş gibi yine aynı hatun kişiler tarafından ihlal edildiğine bizzat şahit oldum. Haliyle aslında önemi sorgulanabilecek detaylar olarak karşımıza çıkan böyle şeyleri aceleci bir tavırla ve yanlış bir üslupla konuşmak tarafımca tavsiye edilmiyor.

3- Ben görüşmelerde genelde sohbet muhabbet şeklinde başlayıp konuşma sırasında veya hal hareketlerden sezdiğim birşey olursa taktik sorular sorarım. Taktiksel soruları sormamın sebebi, kısıtlı zamanda, karşımdakini daha detaylı tanıyabilmek ve gizlemek istediği şeyler varsa bunları ortaya çıkarmak oluyor genelde. Sahi bazen eğlenmek, sırf zevk olsun diye karşıdakini sıkıştırmak için de yaptığım olmuyor değil, ama olsun 🙂 Taktiksel soru derken neyi kastediyorum peki? Bunu örneklerle açıklasam daha iyi olur gibi sanki. Bazı hanım kızlarda ilk görüşte artistik bir tavır, garsona sipariş verirken takınılan kapris emareleri veya rahatsız davranışlar hemen göze çarpabiliyor. Artistik tavırları olan, özgüveni yüksek bir hanım kızla görüşürken sorduğum ilk taktiksel soru önce en çok hoşlandığı şeyleri sormak olmuştu. Aslında bu soruyu sormamın sebebi, sonradan gelecek asıl tuzak sorunun alt yapısını kurmak ve dikkat çekmeden karşımdakinin dökülmesini sağlamaktı. Hoşlanılan şeyler konuşulduktan sonra bu seferde en nefret edilen şeylerin ne olduğu sorusunu sormuştum. Aman Allah’ım! neleeer neleer… Bir insanın nefret ettiği şeyler hoşlandıklarından nasıl fazla olabilirdi. Hanım efendi yemek yemeyi seviyormuş ama yapmayı beceremiyormuş ve yapmaktan nefret ediyormuş, ütü yapmaktan nefret edermiş babası bir defasında pantolununu ütülemesini istemiş de 3 tane çizgi yapmış, neyseki hizmetçi abla varmış, akrabalarla sık sık görüşmekten nefret edermiş vesaire vesaire. Hanım kızın nefret ettiğini söylediği herşeyde aslında bir mesaj saklıydı; “yemek ve ütü yapmaktan nefret ederim” yani evlenirsek sana asla yemek yapmayı istemiyorum haberin olsun, hizmetçi ayarlamayı da unutma, “akrabalarla sık sık görüşmekten nefret ederim” yani evlendikten sonra senin aileni ziyarete gelmem, bayramlarda tatil yaparız. Şimdi bunları söyleyen bir kız ile ilgili ne düşünebiliriz ki? Oysa şöyle diyebilirdi “yemek yapmayı beceremiyorum pek de sevdiğim söylenemez ama yapmak için çaba sarfederim, eşimle birlikte yemek yapmak da hoşuma gider açıkçası” veya “çok insan canlısı biri değilim ama sürekli akrabalara vakit ayırmaktansa eşimle vakit geçirmeyi tercih ederim”. Bu şekilde ifadeler karşıdakinin algısını çok başka türlü şekillendirebilir.

Başka bir görüşmemde de gayet zengin bir ailenin kızı olan hanım efendi, imkanlarının gayet geniş olduğundan ama buna rağmen mütevazi yaşadığından bahsediyordu. Test etmek amaçlı “Evlendiğin insan zengin olmasa bir tane arabanız olsa hanginiz işe arabayla gitmeli?” şeklinde tuzak bir soru sormuştum. Hanım kız dedi ki: “Tabiki ben işe arabayla gideceğim, eşim dolmuş otobüs neyle giderse gitsin beni ilgilendirmez”. Sorduğum soruya bundan daha kötü bir cevap verilemezdi galiba. Oysa dediği gibi mütevazi bir insan olsa şöyle birşey diyebilirdi; “Eşim önce beni işe bırakır sonra kendi işine gider” veya daha iyisi “ben kocamı işine bırakır sonra kendi işime giderim”. Aslında ilk verdiği cevapta da benim yazdığım alternatif cevaplarda da arabanın hanım efendinin kendi hizmetinde olması söyleniyor ama birinde bencilce bir yaklaşım varken diğerinde daha yumuşak bir üslup tercih ediliyor. Biraz uç örnekler gibi gelebilir ama emin olun değil. Uç örnekler vermediğim konusunda aynı fikirde değil misiniz? Hemen size uç örnek nasıl olur temalı yaşanmış örnek bir  diyalog sunayım;

Hanım Kız : Ben zaten seninle evlenebileceğimizi düşünmüyorum.

Abbas : Hayırdır nerden böyle bir çıkarımda bulundun şimdi ?

Hanım Kız : Senle anlaşamayız, mesela sen benim makyajıma karışırsın kesin.

(Hanım kız ile ilgili kısa bilgi vereyim; kendisi tesettürlüymüş sonradan açılmış ve bir makyaj yapıyor ki akıllara zarar buna rağmen ben ses etmemiştim ve bir çok görüşme gerçekleştirmiştik kendisiyle. Ve nihayetinde taktik sorumu sormuştum)

Abbas : Ben bugüne kadar makyajın için hiç birşey demedim hatırlatırım. Ama diyelimki evlendik, birbirimizin eşi olduk, birbirimiz için bu dünyadaki en önemli en kıymetli insanlar olduk(burada hanım kızdan onay da aldım). Böylesine önemli bir insan, senden yüzüne boya sürmek gibi basit bir şeyi yapmamanı istese, böyle basit bir şeyden vazgeçemez misin?

Hanım Kız: Makyajımdan vazgeçmek demek benim karakterimden taviz vermem demek, o yüzden asla vazgeçmem.

(“Karakterimden taviz veremem”, “asla vazgeçmem” ooooov! Tuzak soru sormuştum ama böylesine bir cevabı hiç beklemiyordum. Tabi şalterlerim attı o anda ve cevabı yapıştırdım.)

Abbas : Sen evlendiğin adam için, bu hayattaki en önemli insan için, makyaj gibi basit bir şeyden vazgeçemiyorsan ,bunu bir karakter meselesi gibi algılıyorsan kusura bakma da, hiç kimseyle evlenip başını yakma, aman diyim.

(Mutlu sonra bitmesi muhtemel bir görüşme silsilesinden bir anda aksi duruma geçmiş bir görüşme macerası oldu tabi. Sonrasında ne oldu 2 sene sonra bu hanım kız evlendi, tesettüre girdi ve inanmazsını sıfır makyaj:)

Hasılı tuzak sorular sormak ve sorulan tuzak sorulara adam akıllı cevap vermek çok önemli. Unutmadan söyleyim karşı tarafa sorduğunuz her soru size geri döner, onun için sorduğunuz soruyla ilgili kendi cevabınızı hazır edin ki aynı sorular size yöneltildiğinde afallayıp kalmayın.

Buraya kadar 3 madde yazdım ama gayet uzunca bir yazı oldu. Şimdilik, görüşmelerde konuşma konusunu tadında bırakayım ve sonraki yazıda devam ederim inşallah. Hem yazmaya devam etme konusunda bana da motivasyon olur. Selam ve dua ile.

One Comment Add yours

  1. Tuğba dedi ki:

    Uzun bir aradan sonra tekrar yazılarınızı görmek ne güzel.. Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz. Selamlar.:)

Tuğba için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.