Hint’ten, Yemen’den Gelen Nasip

Müslüman insanlar olarak nasip kavramına çocukluktan gelen bir aşinalığımız vardır. Genel hatlarıyla ne olduğunu, bizi nasıl etkilediğini, ne gibi sonuçları olduğunu biliriz. Ama aslında sadece bildiğimizi sanıyoruz. Çünkü tam anlamıyla nasibe bağlı işlere bulaştığımız zaman gerçek manada nasibin ne olduğunun farkına varabiliyor insan. Diğer türlü teorik bilgiye sahip olmaktan öteye gidemiyoruz. Evlilik niyetiyle çaba sarfetmeye başladığım ilk zamanlarda bu işin bir kısmının nasip olduğunu “teorik” olarak biliyordum. Zaman geçtikçe nasip faktörünün evlilik konusundaki etkisinin çok daha yüksek oranlarda olduğunu farketmeye başladım. Fakat geldiğim bu noktada artık evlilik konusundaki nasip faktörünün ezici üstünlüğünün, tüm ihtimallerin üzerinde olduğunun ve hatta evliliğin tamamen buna bağlı olduğunun bilincine vardım. Sahip olduğum teorik nasip bilgisi pratik tecrübeler sonucunda gerçek bilinç seviyesine ulaştı 🙂 Son bir kaç senedir bu bilinç seviyesinde olsam da bu konuya özel birşeyler yazmadığımı farkettim. Bunu farketmemi sağlayan,  son zamanlarda başımdan geçen bir olayı şimdi paylaşıyorum, hazırsanız…

Bazı teyzelerimizden Allah razı olsun, futbolcu menajeri profesyonelliğinde aracılık hizmeti sunuyorlar. Baya baya evlenecek kızlardan ve erkeklerden oluşan aday portföyleri var. Duruma göre tanıdıklarına kendisi tavsiye ediyor veya talep doğrultusunda yönlendirme ve aracılık yapıyorlar. Bir çok insanın, arkadaşlarımızın, akrabalarımızın ve yakın çevremizin risk almaktan korkarak evlilik için kimseyi önermediği şu ahir zamanda böyle teyzelerimizin olması bir nevi Allah’ın bize bir lütfu aslında. Şükran teyzemiz de bu şekilde Allah’ın “…içinizden bekarları evlendirin..” emrine uymak adına gençleri evlendirmek için çaba sarfeden muhterem bir teyzemiz. Kendisi bu konuda ciddi mesai harcadığından çevresindeki insanlar sıksık uygun eş adayları için kapısını aşındırıyor. Şükran teyze beni ve validemi sevdiğinden özellikle son zamanlarda benim için adaylar öneriyor bir şekilde ya beğenmiyor veya beğenilmiyordum. En son tavsiye ettiği aday adayı ile görüşme isteğimizi kendisi üzerinden hanım kızımız Kader’e iletmiştik. Kader hanım 26 yaşında okulunu bitirmiş akademik kariyeri olan, eli yüzü düzgün, boyu endamı yerinde, ailesi gayet mazbut ve mütevazi, kendisi iyi huylu eğlenceli yani evlilik potansiyelimin yüksek olduğu bir hanım kız olarak görünüyordu. Şükran teyzemiz beni sevdiğinden bu işin olması için ekstra çaba sarfetmiş ve bir miktar da ısrarcı olmuştu. Gel gelelim Kader hanım beni, cennet yaşında olduğumdan dolayı yaşlı bulmuş ve Şükran teyzenin yoğun ısrarlarına rağmen benimle görüşmeyi kabul etmemişti. 30 yaş limitini geçtiğim son bir kaç senede, yaşımın büyük olmasından dolayı, birçok kez reddedilmiş olduğumdan bu seferki reddedilme durumu beni nispeten az üzmüştü. Baya alıştığım ve her ne kadar saçma bulsamda yavaş yavaş kabullendiğim bir durum olmuştu zira.

Aradan bir kaç hafta geçti, artık Kader mevzusunu yavaş yavaş kafamdan sildim. Normal yaşantıma devam edip olası aday adayları için araştırma geliştirme faaliyetlerine devam ettim. Daha reddedilmemin ayı dolmamıştı ki validem bir sabah işe gitmeden bomba haberi verdi; “Kader hanım evleniyormuş”. Sonraki diyalog tam olarak  Şöyle:

Ben : Haydaaa, buyur burdan yak, demek ki sevgilisi varmış anne yapacak birşey yok.

Annem : Yok oğlum öyle değilmiş, Şükran teyzen Kader için başka birini önermiş, çocuk Suudi Arabistan’da çalışıyormuş, 27 yaşında demişler.

Ben : Eee bakalım ne çıkacak altından

Annem : Kader demişki “Şükran teyze öncekinde çok ısrar etti ben kabul etmedim bu seferde reddedersem kendisine ayıp olacak o yüzden görüşeyim”

Ben : Vay arkadaş bu nasıl iş ya, ee sonra

Annem : Oğlan uçağa atlamış gelmiş kızla görüşmek için, konuşmuşlar ilk görüşmede oğlan çok beğenmiş “tam aradığım gibi bi kızsın” demiş. Kader de beğenmiş evlenmeye karar vermişler 3. görüşmeden sonra.

Ben : O zaman Kader’in bana garezi varmış anne başka açıklaması olamaz.

Annem : Sen asıl mevzuyu dinle meğerse 27 yaşında dedikleri oğlan senle yaşıtmış peki buna ne diyeceksin.

Ben : Ahahahahah oğlanın nasibiymiş o zaman anne tamamen nasip işte. Vay arkadaş olaya bak Allah mesut etsin ne diyelim.

Yani beni yaşımdan dolayı reddeden Kader hanım, yaşı 27 sanarak görüştüğü adam 33 yaşında olmasına rağmen beğenmiş ve hatta evlilik kararı vermişti. Adamın taa Suudi Arabistan’dan kalkıp gelip Kader’i beğenmesi de gerçekten mevzuyu başka bir boyuta taşıyordu. Atasözünü boşuna söylememişler:

Nasipse gelir Hint’ten Yemen’den, nasip değilse ne gelir elden.

Hasılı kelam evlilik konusunda nasipten öte yol yok. Nasibinizdeki olan insan dünyanın neresinde olursa olsun sizi bir şekilde gelip bulur. Tersten düşünecek olursak nerde ne şartta olursanız olun nasibinizdeki insanın dünyanın öbür ucunda bile olsa gider bulursunuz. O sebeple çalışmaya devam. kim bilir? Benim kısmetim de belki Bosna sokaklarında düşünceli düşünceli yürüyor ve acaba benim nasibim kim olacak diye düşünüyordur. Amin 🙂

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.