Pembelim

Bu hikayemiz muhterem takipçilerimizden içbükeysindenhallice mahlaslı hanımefendinin başından geçen, tam manasıyla eski usül bir görücülü görüşme macerasıdır efendim. Siz de böyle orjinal hikayelerinizi abbasarinan@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Uygun olanları biraz değiştirip yayınlayacağım inşallah.

Merhaba, ben içbükeysinden hallice yaşayan , mütedeyyin olmaya çalışan müzmin bekar bir hanımefendiyim. Bu yazımda sizlere  ilk görücü usulü buluşmamdan daha doğrusu buluşamamamızdan bahsedeceğim. İkinci çoğul şahısların görücü usulünün sadece aracılık kısmında yer almasının ne kadar önemli bir mevzu olduğunu anlatacaklarımdan net bir şekilde anlayabileceğinizi umuyorum.

Okulunu  yeni bitirmiş, evlilik konusunda biraz kafa yormuş ancak çeşitli sebeplerden ertelemiş biriyseniz hayat sizin için zorlaşmaya başlamış demektir.  Zira benim için öyleydi… Gittiğiniz her yerde hatta sokakta yürürken bile  sizinle akraba çıkmaya çalışıp , ucundan bir yerlerden tutunup gerçek niyetini çok geçmeden açığa çıkaran insanlar etrafınızda kol geziyordur. Peki bu kötü bir şey mi? Tartışmaya açık olmakla birlikte nahoş bir durum olduğunu  gönülden söylemekte ve düşünmekteyim. Neyse efendim asıl konumuza gelelim. Ramazan ayının temmuz ayına denk geldiği dönemlerden birinde, teravih namazı ibadetimizi yerine getirmek üzere evimize yakın olan bir camiye iftardan sonra  gitmek için hazırlandım. Komşumuz olan çok sevdiğim  Naciye  ve Nuriye ablalarım ile birlikte merdivenlerden inerken yine komşumuz olan lakin çok da haşır neşir olmadığım Yeter ablamız ile karşılaştık. Yeter hanım; gayet  kibirli, her şeyi ben bilirim edasında etrafta dolanan cevval bir ablamızdır. Yeter abla kısa bir hal hatır sorma faslından sonra  bize, kendilerinin başka bir camiye gideceklerini, istersek onlara eşlik edebileceğimizi söyledi.  Naciye ve Nuriye ablalarım evet dedikten sonra bana laf düşer miydi? Tabi ki düşmezdi. Vakit daralmadan hızlıca arabaya bindik ve  yola koyulduk. Naciye ve Nuriye abla beni ortalarına aldılar , Yeter abla ise ön koltuğa bindi ve çok geçmeden sinsice söze girerek “Bu hanım kızımız da kim? İlk kez görüyorum” şeklinde herşeyi başlatan o cümleyi kurdu. (Aslında beni ilk kez gördüğüne inanmadım ama renk vermedim, olayın gidişatını merak ettiğimden ben de sinsice konuşulanları dinlemekle yetindim) Nuriye abla bir anda beni övmekten sorumlu bakana dönüşüverdi. Hanımlığımdan efendiliğimden dindarlığımdan daha neler neler anlatıp beni yere göğe sığdıramadı. Neden beni evlendirmek konusunda bu kadar istekli olduğuna anlam verememekle birlikte sadece konuşmaya seyirci kalmaya devam ettim. Nuriye abla beni anlatmaya devam ediyordu ki  Yeter ablanın kocası sahaya girdi. “Bizim hanım aday bulma konusunda çok iyidir.” minvalinde bir şeyler söyledi. (Burada kullanılan özlü bir sözü söyledi  ancak şu an net olarak hatırlayamıyorum). Bir an sesleri susturdum, zamanı durdurdum, sağıma ve soluma baktım, sanki mezara girmişim de sorguya alınmışım gibi bir hissiyata kapıldım. İki omzumda Naciye ve Nuriye teyzeler ve sorguya çeken Yeter teyze… Sahne biraz tanıdık gelmişti, iç çırpınışlarımı gören kimse yoktu ve o beş dakikalık yol neden bitmek bilmiyordu? Velhasıl o akşam namazımızı eda edip sağsalim evimize döndük.  Bu  olaydan yaklaşık bir hafta bile geçmeden  Yeter abla kız kardeşimi eve girerken yakalıyor  ve benim görüştüğüm birinin olup olmadığını soruyor. Kız kardeşim ise “Ablamın o taraklarda bezi olmaz ya Yeter teyze” diyerek tabiri caizse ablamızı azıcık trollemeye çalışsa da başarılı olamıyor. Yeter abla ufak bir ortam yoklamasından sonra, vakit kaybetmeden, kocasının yeğenini bana düşündüğünü söylemek için annemi aramış. Annem de bana söyleme gereği bile duymadan bilin bakalım ne demiş? “Kısmetse olur…” . “Anne evlilik programında değiliz! “, “Anne bunu neden yaptın?Anneeeğ!” diye soruyorum ve aldığım cevapla yeniden bir aydınlanma yaşıyorum:

“Kısmetse olur…”

Odama gidip bu işin gidişatını nasıl değiştirebilirim, karşı tarafı kırmadan nasıl halledebilirim diye düşünmeye koyulsam da o an sinirli olduğum ve sağlıklı düşünemeyeceğime karar verdiğim için çabalamaktan vazgeçtim ve yatıp uyudum. Ertesi gün her zaman yaptığım gibi sabah  yürüyüşüne gitmek için hazırlandım. Apartmandan çıkarken Yeter ablayı uzaktan fark ettim. Tam kulaklığımı takıp yanından geçmek üzereydim ki… Evet o ses. “Mümine!” Gülümseyerek  “Efendim” dedim ve ayaküstü konuşmaya başladık.

Yeter abla: (Hiç samimi bulmadığım bir ses tonuyla)Canım,  annenle konuştuk ama sana  -da- sorayım dedim. ( Evet yanlış görmediniz , bir “da” eki bir insanı ne kadar sinirlendirebilirse o kadar sinirlendim) Ne düşünüyorsun bu konu hakkında?

Mümine: Bana da sorduğunuz için Allah razı olsun. Şu an net bir şey söylemek istemiyorum ama en kısa zamanda  biz sizi ararız…(dedim ve en azından  istemediğimi anlamasını istedim. Anladı mı?…)

Bu konuşmamızın üstünden iki hafta geçti ve ben zoraki bir şekilde beyefendi ile görüştürülmek için zihinsel olarak hazırlanmaya başladım. Evlilik konusunda ne istediğimi tam anlamıyla kafamda oturtmuş biri olduğum için görüşme konusunda bir sıkıntı yaşamayacağımı düşünürken pat annem bomba açıklamayı yaptı. Görüşmeyi bizim evde yapmamız gerektiğini, dışarda görüşmemizin uygun olmadığını KARŞI TARAF belirtmiş. İlk görüşmem olsa da bu işin prosedürünü çevremden çok net bir şekilde gözlemlemiştim ve bunun benim açımdan uygun olmadığını biliyordum. Hayatımda ilk kez karşı tarafın böyle bir istekte bulunduğunu duyduğum için haliyle çok şaşırmıştım. Muhafazakar bir profilim var lakin beni ne zannediyorlardı, o kadar da değildi?  Annem de bu istekten rahatsız olmasına rağmen “Komşuluk hatrı” diyerek kabul etmek zorunda kalmış. Velhasıl büyük gün geldi çattı; görüşmenin saati önceden ayarlanmıştı ve ben de kendimi bu saate göre programlamıştım. Gece boyunca ne konuşacağımı zihnimden tekrar edip durdum. Öğleden sonra görüşme gerçekleşecekti ama Yeter abla zamansız bir şekilde kapıda belirmişti. Her zaman  olduğu gibi zoraki bir şekilde; işinin olduğunu ve görüşmeyi şu an yaparsak çok mutlu olacağını söylemişti. Ben o sırada hiç müsait  olmadığımdan annemle Yeter ablanın konuşmalarını duyamamıştım.  Her neyse Yeter ablanın isteği oldu ve beyefendi  benim haberim bile yokken misafir odasına alındı. Hemen ardından annem bir anda kapıda belirdi ve hemen hazırlanmam gerektiğini, beyefendinin içeride oturduğunu söyledi. Allah’ım neler oluyordu biri beni kurtarsındı. Alelacele hazırlanarak içeri girdim. Selam verdikten sonra beyefendiye baktım ama o da ne. Pembe bir ceket. Kendim bile şu kadın halimle pembeyi nadir kullanan biri olarak ilk görüşmeye pembe ceketle gelen bir erkekle olamayacağımı biliyorum. ( Yanlış anlaşılma olmasını istemiyorum lakin bu tercih meselesi)  Tabi en önemli şeyi yazmayı unutmayayım: yanımızda annem ve Yeter abla vardı ve biz bu şekilde yaklaşık 40  dakika oturduk. Evet yanlış okumadınız biz  oturduk annem ve Yeter abla sohbet ettiler. Beyefendinin sesini bile hatırlamıyordum görüşmeden sonra.  40 dakikanın sonunda toparlanıp gittiler ve ben anneme kesinlikle pembeliyle evlilik konusunun dahi açılmasını istemediğimi söyledim. Böyle rezalet bir görüşme  veya görüşme öncesi aşama olamazdı. Tahmin edeceğiniz üzere benim de pembelinin de kararı olumsuzdu çünkü zaten hiç konuşamadık. Biz orada annesinin kimseye bırakamadığı, misafirlikte yanında götürdüğü, uslu uslu oturmazsa terliği yiyeceğini bilen çocuklar gibiydik.

Hem bu görüşmeden edindiğim hem de geldiğim şu noktada yaşadığım tecrübelere dayanarak, buradan beyefendilere naçizane birkaç öneride bulunmak istiyorum. Ne şekilde olursa olsun, görücü usulü görüşmelerde konuşkan bir insan olmasanız da lütfen konuşmaya, sohbeti yürütmeye yönelik çaba sarfedin. Biz oraya birbirimizi fiziken görmenin yanında sözel anlamda da ikna olabilmek için geliyoruz. Siz susarsanız kendi adıma hoş sohbet biri olsam da bir süre sonra o sohbeti itelemek hoşuma gitmiyor. Karşınızdaki insanı beğenmemiş olabilirsiniz. Ancak o an, bulunduğunuz durumu idare edin ve bir arkadaşınızla hoş bir sohbet gerçekleştiriyormuşsunuz gibi düşünün. Bu şekilde sonrasında olumsuz düşüncenizi iletseniz dahi, karşınızdaki insan üzerinde genel olarak hoş bir izlenim yaratırsınız. Diğer türlü biz hanım kızlarda, sizin dışınızdaki erkeklere karşı da bir önyargı oluşuyor. Bu durum bizim açımızdan gerçekten hoş değil.  Diğer bir mevzu ise sizin için çok mühim olan meseleler dışında lütfen keskin bitişli ifadeler kullanmayın. Daha orta halli olmaya çalışırsanız, kendi adıma konuşuyorum, sizinle görüşmeyi kestirip atmam,  atmayız. Ancak kesin ve keskin dilli ifadeler bizi ciddi anlamda zorluyor. Tabi bu noktada sadece erkeklere yüklenmek doğru değil aynı şeyler biz hanımlar için de geçerlidir diyerek yazıma son vermek istiyorum. Kusura bakmayın biraz uzun bir yazı oldu hakkınızı helal edin. Bizim gibi bekarlara da Rabbim inşallah hayırlı kapılar açar. Amin. Selam ve dua ile.

içbükeysindenhallice – 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.